http://www.sagliginsesi.com/face/index.php?sayfa=yazinin_devami&hid=5505712229fb1eb500efadddc0353264
*Dünya Süt Günü’nde Önemli Mesajlar…* Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu, 1 Haziran Dünya Süt Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, AB ülkelerinde kişi başına süt tüketiminin yılda 331 litre iken , ülkemizde bu miktarın yılda ancak 171 litreyi bulabildiğini ifade edildi .Açıklamada; sağlıklı beslenmede önemli bir yeri olan sütün sokaklarda satılanında kolayca miktopların ürediğine, bu bağlamda da hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar açısından önemli bir geçiş yolu olduğuna dikkat çekildi.
Açıklamada özetle şöyle denildi:
“Günümüzde süt ve süt ürünleri, toplumumuzca yaygın bir şekilde bilindiği üzere her yaşta kemik ve diş sağlığı bakımından önemli kaynak olarak görülmekle birlikte son bilimsel veriler ışığında yeterli ve dengeli süt tüketiminin obesitenin önlenmesinde; kalori ihtiyacını karşılamak için süt kullanıldığı durumlarda kilo vermede, içerdiği potasyum, magnezyum ve kalsiyum elementleri ile meyve ve sebzelerle birlikte tüketilmesi durumunda kan basıncının (tansiyon) kontrolünde, düzenli az yağlı süt tüketiminin Tip -2 diabet riskini azaltmada önemli etkilerinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Çağımızda insanoğlu için en önemli iki ölüm nedeni olan kardio vasküler hastalıklar ve kanser üzerinde yapılan incelemelerde süt ve süt ürünlerinin her iki hastalık içinde olumlu etkilerinin olduğu ortaya çıkmaktadır.
Süt içerdiği Conjugated Linoleic Asit (CLA) ve Vaccenic Asit (VA, Vacca lat . inek) isimli iki yağ asidi sayesinde başta göğüs kanseri olmak üzere kardio vasküler sistem hastalıkları üzerinde hastalık oluşumunu engelleyen etkilerinin bulunduğu yapılan hayvan deneyleri ve diyet çalışmaları ile belirlenmiştir. Bu yönleriyle süt ve süt ürünleri en önemli ve kolay ulaşabildiğimiz fonksiyonel gıdalarımızdandır. Sağlıklı beslenme açısından çocuklarımıza okul öncesi ve okul içi eğitimler verilmelidir. * Zaman zaman okullarımızda geçici olarak uygulanan süt dağıtım kampanyalarının amacına ulaşması mümkün değildir.*Sütün gelişme ve zihinsel faaliyetlerindeki olumlu etkileri çocuklarımıza iyice anlatılmalı,okullarda uygulanan beslenme saatleri yiyecek ve içeceklerin besleyici önemlerinin vurgulanması açısından iyi değerlendirilmelidir çünkü Süt olmazsa, hayat olmaz.
Halkımızın büyük bir bir kısmı ise sokak sütü tüketme alışkanlığını kolay kolay bırakamamaktadır. Üstün özelliklerini saymaya çalıştığımız *süt aynı zamanda mikropların üremesi açısından çok uygun ortam olduğu gibi,hayvanlardan insanlara geçebilen zoonoz adı verilen, burusella,verem ve bunun gibi tehlikeli hastalıkların taşınmasında da önemli bir etkendir.İyi kaynatılmamış süt ve peynirlerin tüketimi bu tehlikeleri davet eder*.O nedenle teknolojinin bu denli ilerlediği günümüzde süt ve süt ürünlerinin sokak satıcılarından temininden kesinlikle ve acilen vazgeçilmesi gerekmektedir.
AB’ye uyumunda öncelikli şartlarından birisi olan gıda güvenliği yönünden; çiftlikten sofraya kadar tüm aşamalarda süt ve et başta olmak üzere hayvansal gıdalarda sıkı bir şekilde veteriner sağlık kontrol ve denetimi sağlanmalıdır.
Ülkemizde süt hayvancılığı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın uyguladığı destek sistemi ile son 10 yıldır en istikrarlı gelişen, modern ölçülerde üretim yapma kabiliyetine yavaş yavaş ulaşmaya başlayan, çiftçimizin ve yatırımcımızın en ciddi gelir kaynaklarından birisi olma yolunda emin adımlarla ilerlerken tüm dünyada gıda emperyalizminin son dönemlerde en revaçta sözcüğü olan küresel ısınma söylemini sırtına yaslayan Tarım Bakanlığın eli ile önemli bir darboğaza girmiştir.
2008 yılında süt teşvikinin Bakanlar Kurulu Kararı ile önce kaldırılıp, sonra hatadan dönülerek teşvik kapsamına alınması olumlu fakat yetersiz bir düzenlemedir.Suni tohumlama uygulaması ve suni tohumlama sonucu doğarak kayıt altına alınan buzağıların tekrar teşvik kapsamına alınması başta olmak üzere, hayvancılık sektöründe ciddi yapısal değişimlere/düzenlemelere gidilmelidir.
Türkiye sığır varlığı bakımından dünya 10. su iken, inek başı ortalama süt verimi açısından 72. sırada yer almaktadır.Verimsizliğe, maliyet artışlarına ve kayıtsızlığa birde çiğ sütlerde mikrobiyolojik kalite ve bulaşıcı hayvan hastalıkları sorunları eklenince süt sektörümüzün bu haliyle AB ve gelişmiş ülkelerle rekabet etmesi mümkün görünmemektedir. ”
Sağlığın Sesi