*RUS* *EMPERYALİZMİ*
Bugün bile Rusya’yı emperyalizm kavramından uzak tutanlar, *Rus* emperyalizmini es geçenler, emperyalizme karşı olduklarını söylerken inandırıcı olmadıklarını biliyorlar mı? Sadece Batı merkezli emperyalizme karşı olmak, ama aynı ideolojiyi paylaştığın yapının sömürgeci faaliyetlerini gizlemek, görmezden gelmek.. İşte sahtekarlık budur..
Daha önce Rusya’nın Türkler’e uyguladığı sindirme, sömürme siyasetini ortaya koyan bir kaç yazı yazmıştık. Bir tane daha yazalım. Fazla bilgi göz çıkarmaz, diyorum. Belki, bir çoğunu biliyoruz ama olsun, geçmişi, yaşanan acıları unutmamak lazım..
***
2 Ekim 1552′de Kazan, Ruslar tarafından işgal edilir. Bu işgalde 30.000′den fazla insan ölmüştür. Bu arada eser katliamı da yapılmış, taş üstünde taş kalmamıştır. Daha sonra dini baskı uygulanmış, Hristiyanlığı zorla kabul etmeleri istenen Türklerin, malları ellerinden alınmış, bir çok Türk yurdundan sürülmüştür.
Rusları’ın Türkler’e olan öfkesi o kadar büyüktü ki; IV. İvan, Kazan ve Astrahan Hanlıkları’nda yaşayan Türkler’in kanının vaftiz suyu olduğunu söylüyordu. Ortodoks Kilisesi, Kasım Hanlığı’na dini baskı uygulamış, Kasımov şehrinde Türk neslinden hemen hemen hiç kimse kalmamıştır.
Kazan’ı işgali başlayan felaketin ilk adımıydı. Türkistan’daki *Rus*ilerleyişi hız kazandı. 1552-1556 yılları arasında Tatar ve Başkurt Türkleri, 1731′de Kazak Türkleri, 1735′de bütün Sibirya, 1783′de Kırım, 1828′de Kuzey Azerbaycan ve 1839′da Kazakistan’ın doğu kısımlarının tamamen işgal edildiğini görüyoruz. Ruslar, 1859′da Şamil’in direnişini kırdı, 1865′te Hokand, 1868′de Buhara *Rus* yönetimine girdi. 1873′te Hive Hanlığı işgal edildi. 1881′de Göktepe Savaşı’nda Türkmenler yenildi, Merv düştü. 1884′te Türkmenler *Rus* yönetimine geçti. Türkistan’ın işgali tamamlandı.
Çok acılar yaşandı. Bu acıların en büyüklerinden birini Kırım Türkleri yaşadı. 1736 yılına kadar Osmanlı bünyesinde yer alan Kırım’a Münnich komutasındaki *Rus* ordusu bu tarihlerde girmiş, cami, mescit, kütüphaneler, muhteşem saraylar, sebiller ile süslü Bahçesaray harabeye dönmüştür. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rusya Kırım’ı ele geçirmiş, 1783′de ilhak etmiş, Akmescit’in adı Simferopol’e çevrilmiş, yüzbinlerce Kırım Türkü göçe zorlanmıştır. Kırım, II. trajediyi Stalin döneminde yaşamış, 1944 kışında bütün Türkler 8 saatlik bir zaman içerisinde Kırım’ı terke mecbur edilmiş ve bir kısmı yollarda açlık ve soğuktan hayatını kaybetmiştir. Stalin, Kırım Türkleri’nin mallarını müsadere etmiş, evlerine Rusları yerleştirmiştir.
Çarlık dönemi sömürge kültür programı uygulayıcılarından Ortodoks misyoneri ve Kazan İlahiyat Fakültesi Profesörü Nikolay İvanoviç İlminsky’nin (1822-1891) *Rus* asimilasyonu ile ilgili itirafları oldukça düşündürücüdür. Kazan ve Kahire medreselerinde İslam’ı öğrenen, Arapça, Farsça ve çeşitli Türk lehçelerini iyi bilen N. İlminsky, aynı zamanda Türkistan Genel Valisi Von Kaufman’ın danışmanıdır. Kendisi hem devlet hem de kilise tarafından desteklenen İlminsky şöyle demektedir:
“Yabancı ulusların Ruslaştırılması, onların inanç ve dil bakımından da Ruslarla kesin olarak kaynaştırılmaları, yabancı ulusları eğitme sisteminin erişmek istediği son aşama olmalıdır.”
N. İlminsky, Kirl alfabesinin dayatılması gerektiğini, asimilasyonun kolaylaşması, Türk gücünün zayıflatılması için boy şivelerinin anadil kabul ettirilmesi fikrini savunmuştur.
Bu fikirler kendisinden sonraki *Rus* devlet adamları tarafından da benimsenmiştir. *Rus* Milli Eğitim Bakanı 1870 yılında:
“… Anavatanımızın sınırları içinde yaşayan tüm yabancı ulusların eğitimi, onları kayıtsız şartsız Ruslaştırmak ve *Rus* halkıyla kaynaştırmak hedefine yönelmelidir.” diyerek devletin resmi politikasını açıkça ifade etmiştir.
Ruslar, Türkleri Ruslaştırmak ve eritmek için değişik Türk boylarını ayrı birer millet gibi göstererek, aralarındaki her türlü tarihi bağları koparmış, böylece, “böl-yönet” politikasını sürdürmüştür. Bunun bir sonucu olarak, özellikle Türk, Türkçe, Türkistan gibi kelimeler her türlü resmi yazışmalardan çıkarılmıştır.
Ruslar’ın Türkler hakkındaki gerçek niyetlerini Troçki ve Kalinin şöyle açıklamıştır: “Milli kaderi tayin hakkı feodalizme ve kapitalizme çevrilmiş bir hareket olduğu zaman, biz onu tanımakla kalmaz, ona bütün gücümüzle yardım ederiz. Fakat ‘milli kaderi tayin hayali’ burjuvazinin elinde, proletarya ihtilaline karşı çevrilen bir silah olursa onu ezmek gerekir.”
Sovyet emperyalizminin müstemlekeci vasfı, yavaş yavaş kendini gösterir. 20 Haziran 1920 tarihli Pravda gazetesinde yer alan şu ifade Rusların sömürgeci kimliklerini net bir şekilde ortaya çıkarmıştır: “Türkistan’da prolaterya diktatörlüğünün gerçek temsilcisi *Rus* halkıdır.”
Ruslar, Sovyetler Birliği içinde yer alan bölgeleri birer hammadde deposu olarak görmüştür. N. Bukharin, Sovyet sömürgeciliğini şu ifadesiyle çok açık olarak özetlemiştir: ” Rusya’daki Bolşevik İhtilali Marksist temellere dayalı yeni bir nizam kurmaktan çok, yıkılmak üzere olan bir imparatorluğu kurtarmaya yaradığı uzun zamandan beri tarihçiler ve sosyologlar arasında kabul gören bir görüş haline gelmiştir.”
Sovyet Rusya için söylenen bir şey var ki her şeyi özetliyor; “Sovyet Rusya, Donetz kömürü, Bakü petrolü, Türkistan pamuğu olmadan varlığını devam ettiremez.”
Sömürgeleştirmekten, asimile etmekten bahsettik. Türkler bu politikalara hiç karşı koymadı mı? 1916′da Kırgız Türkleri ayaklanmış, bu isyan kanlı bir şekilde bastırılmış, 83.000 Kırgız Türkü hayatını kaybetmiştir. Ruslaştırma faaliyetlerine karşı çıkan bir çok aydın Ruslar tarafından öldürülmüştür. Sadece Azerbaycan’da sayıları 140.000′i bulmuştur.